Gayrimenkul Piyasası’nda Son Durum (Türkiye)

Türkiye gayrimenkul piyasasında yaşanan son durum ve ileriye yönelik çeşitli tahminleri yazının içinde bulabilirsiniz.

Fazla uzatmadan giriş yapmak istiyorum. Aslında gayrimenkul piyasası’ndaki durgunlukta hepimiz azda olsa payı var.

Neden mi ?

Yapılaşmanın yoğun olduğu 2009-2014 döneminde özellikle yabancı sermaye girişinin doruklara ulaştığı zamanlarda mevcut para akışının bir parçası olduk ve yanlış uygulamalara gözümüzü kapattık.

Bu düzensiz yapılaşmanın sonucu:

  • Mevcutta yetersiz olan altyapının daha artmasına,

  • Estetik ve yeşil alandan uzak, yeşil alan tanımının beton zemin üzerine taşınabilir ağaç ve çimlendirme olarak algılayan nesillerin oluşmasına,

  • Para hırsının nasıl insanları şehire olan saygıdan uzaklaştırmasına,

  • Yoğun yapılaşma sonucu mevcutta 100 araca yetemeyen yollara 1000 araçın çıkmasına,

  • 90’lı yıllarda gecekondulardan çeken Türkiye’nin şu an modern yapılaşma adı altında pazarlanan hiç bir mimari estetiği olmayan yatakhane şeklinde yüksek yapılar ile yer değiştirmesine,

  • Son yıllarda yapılan gayrimenkullerde nerdeyse yok denecek mimari estetiğin oluşmasına neden olmuştur.

Mimari estetik konusuna bir parantez açmak istiyorum. Şehirleri marka yapan aslında tasarımlardır.

Örneğin Bodrum ilçesi dış cepheleri beyaz ağırlıklı veya doğal yöreye uygun renklendirme ile alçak katlı mimarisi ile göze çarpmaktadır. Bodrumu Bodrum yapan işte budur.

Aynı şekilde Dubai, New York, Miami gibi bütün şehirlerin kendine özgü mimarisi ve dinamizmi vardır.

O zaman size bir soru son zamanlarda ( 2017,2018 yılları hariç) binlerce yapı yapıldı.

Hangi yapı estetik, mimari ve göz zevkiniz uyuyor ?

Yada soruyu değiştiriyorum.

Hangi yapı İstanbul, Ankara, İzmir veya diğer şehirler için sembol yapı haline gelmiştir ?

Bence hiçbiri…

Hala İstanbul tanımını yaparken boğazdaki yalıları anlatıyoruz . Demek geçen sürede şehirlerimize fazla bir şey katamamışız.

HER İŞİ YAPARIM ABİ 

Gerçektende öyle malesef.

Nerde yüksek getirili bir iş varsa, alakasız sektörler o sektörünün içine girdi. İnşaat sektöründe aynı durumu yaşadık.

Kuyumcu, tekstilci, küçük ve büyük esnaf, elektronik işi ile uğraşan, kozmetik firmaları hatta fırınını kapatıp emlak sektörüne yap-sat işine girenler oldu.

Bunun sonucunda ise, ellerinde kalan daireler, satılamayan dükkanlar keşke şu an Fırınım olsaydı diyen kafa yapısı.

Ne kadar çok seviyoruz. Değeri yüksek olan şeyleri bir anda tüketmeyi. Belkide yaşama amacımız bu. Herneyse…

YASAL DÜZENLEMELERİN EKSİKLİĞİ 

Aslında çok sayıda yasa ve düzenleme var. Fakat hepsi bir birinden bağımsız ve yetersiz. Butün bu düzenlemeleri tek bir kanun altında toplamak farklı düzenlemelerde tekrarlanan ve aslında bir birinin zıttı olan uygulamaların önüne geçicektir.

Örnek vermek gerekirse, Yapı Denetim Kanunu, Bilirkişilik, Kamulaştırma vb. kanunlar İmar Kanununun içinde toplanmalı ve TEK bir uygulama kılavuzu haline getirilmelidir.

PİYASANIN SON DURUMU 

İç açıcı değil aslında yüksek enflasyon, yüksek faiz oranları ve Türk Lirasının ortalama %30 ve üzeri değer kaybı sonucu temel gıda malzemeleri alımında bile zorlanılması gayrimenkul piyasına direk etki etmiştir. Hatta durma noktasına getirmiştir. Yakın zamanda medyanın gündeminden inmeyen inşaat firmalarının bir kısmı şu an piyasadan silinmiş ya da sahipleri yurtdışında.

GELECEK ÖNGÖRÜSÜ 

Bu durum 1-2-3 ay yada 1 senede düzelecek bir durum değil malesef. Buna alışmak lazım yatırımları buna göre yönlendirmek ya da sektöre yeni girecek arkadaşların bu konuyu daha dikkat almasını sağlamak lazım.

Binaların depreme dayanaklı hale getirilmesi sloganıyla yola çıkılan süreçten yasal olmayan (kaçak) hatta statik yapısı bile olmayan binaları yasallaştırma sürecine kadar geldik.

Bu kötü durumdan çıkarak kişiler yine sizlersiniz. Biraz iyi niyetli söylem olabilir. Fakat bunu yapmanın tek yolu daha bütüncül daha fazla katılımcı bir gayrimenkul sisteminin oluşturulmasıdır.

Yazımı sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.

Saygılarımla

Murat ERGİN

English Description 

Last decade, the construction system in Turkey was exposed to high new density structures all over the country.  That position demonstrates us to build overdose buildings in the cities where don’t have a regular construction system. For this reason, native people have left the city center or changed their cities. This stream has been started to move to rural places. You will find more info inside the article.

TRANSFORMATION FROM URBAN CITIES TO RURAL PLACES

URBAN ===> RURAL

Kind Regards

Murat ERGIN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir